27 Ocak 2013 Pazar

turgut uyar diyelim..

Vaiz Sokak Numara 70 - Turgut Uyar 

ben sana kürk alamam doğrusu
güzel bileklerine bilezik alamam.
bir kap yemek, bir elbise.
öyle bir tad var ki fakirliğimizde
başka hiçbir şeyde bulamam.

sokağımız arnavut kaldırımı,
evimiz ahşap iki oda.
daha iyisi de olabilirdi ya,
şükür buna da.

- ama hamdi beylerin…
- hamdi beylere bakma sen
tencere maltızda, fasulye tencerede
çocuklar kapının önünde oynuyor mu?
ona bak sen.

- perdemiz kadife olmalıydı…
- basma da güzel olur, sevince.
biliyorsun ancak boğazımıza,
olmuyor ha diyince.

- kimbilir bir gün belki..
- adam sen de, aldırma,
bunlar düşünmeye değmez
hem hayat dediğin ne ki?

23 Ocak 2013 Çarşamba

intihar..

bncm hersey o kadar net yazmisssinki dibine kadar katiliyorum.. yalniz sunu bilelim bcnm bu yazdigin okuduğumuz butun filozof sair edebiyatci alayi bu soylediklerini bilmedigini mi saniyorsun..hepsi hayatin butun anlamsizligini dibine kadar yasamis insanlardir kimi buna katlanip uyusturmus kendini kimi intihar yuceliginde pimini cekmislerdir.. soyledilerin hepsi bana cok bos geliyor cunki butun okuyup izlediklerimizde bunun farkindan degilmisiz gibi bir durum uyandirdi bedenimde hem zaten butun konusmalarimizda konusma sonuclarini bi dusunursen..bcnm bak dogmak maglup olmaktir ben bunu bilirim baska maglupluklar benim hic sikimde olmuyo ve artik hic sasirmiyorum.. daha iyi yenil geyigine de hic girmiyorum..

sisifos cezasidir omur dedigin o tasi tasiyip tasiyamamadir mesele.. tasa yuklenen anlamdir..dongude kalma bcnm birine bir sey ispatlamayalim bcnm sik anasini hesabi.. bu sokak dili icin kusura bakmayin ama Zeki nin en cok hosuma giden konusurkende kullandigi dildir sokagin dili..

neyse bcnm peki hepsini gecelim bundan sonra kullanacagin ve yazacagin her sozcugun hesabin nasil vereceksin hersey bosuna diyorsun ya.. yazmak bosuna siir bosuna sanat bosuna.. sunu iyi bil bcnm sana caktirma diyorum kiyisindan kiyisindan diyorum sestenme (bu yorukcedir) diyorum cik donguden izle bcnm diyorum

herkes bir ruzgarin eseridir bcnm..

her ömür bir ruzgar bulur kendine,
üşür onun için çocukluğu
üşür dizelerde sakladığı aşk
sormaz kimse ruzgarlarin yoruldugu kentleri
herkes bir intahar kovalar
bir ruzgar arar yol olmak icin...



not: bas bas yazinin ozeti  bir imdat cigligidir diyo bcnm bir okuyan bi de diyo ki ciglik tek kelimedir..

uyari: kac bcnm ardina bakan namerttir optum seni inadina ask bcnm sevis dibine kadar, ardi sagir sessizlik bile olsa çaktırma :)))

21 Ocak 2013 Pazartesi

devlet olan bcnm..

devlet olan bcnm olmaz zaten devlet dedigimiz guc erk her ne ise elindeki gucle iktidarin goruslerini halkina uygulayan zulmun yapisidir bcnm..devlet olmaz olsun ya nedir yani..kim ki duk ilkbahar yaz filminde kapi metaforuna dikkat edelim bcnm kapi var yaninda yapi yok sadece kapi var oyuncular kapidan geciyor ama kenarlarindan da gecebilicek durumdadir..yonetmen kapisiz sinirsiz bir dunya ya daha yakin gozukuyor..bu yorum slovaj zizek analizi gibi oldu ama netekim oyledirde..

Anarsistlerin 1 mayista ki  pankart aklima geldi '' YIKILSIN KARAKOLLAR POLISLERE OZGURLUK'' bcnm..

BOS EV filmine gelince o film anarsizmin bel kemigidir mekanlar ortak yasam ortak hayat ortak..

"mulkiyet hirsizliktir" der bcnm Pierre-Joseph Proudhon onu anlatir o adam hirsiz degildir...konusmayi soyle bitireyim devlet hirsizdir bcnm calar cirpar kendini ayakta tutmak  icin her yol mubahtir ayni 'yuce devletimizin' kapilatalizmindeki  gibi her yolu kullanir. buna hapisaneler buna polis asker buna vergi hepsi eklenebilir..yani bir irmak doganindir bcnm buna benim diyen topraga benim diyen herkes her erk hirsizdir bcnm..  

beni kagit uzerinden degerlendiren bilgilerimi dusuncelerimi  degerlerdiren butun erkleri zikeyim bcnm hemde alayini zikeyim.. 

Not: su nano saniyeleri goren var mi adam grafik ekranindan bakarken yatay duzlemdeki nano okuna bakarken raporda bilmem kac nano saniyede sunu yaparken gibi bir  yorum yapiyor grafik ekraninda gorduguyle algiladigi nano yu biri bana anlatsin ya ..moderniteyide zikeyim ben ya...  
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           

Kim-ki Duk Zizek Yorumları

İlkbahar yaz sonbahar kis ve ilkbahar filminden analizler:




20 Ocak 2013 Pazar

fotoritimden..


bu yürek, kahpe yürek, yetim yürek, yoksul yürek
hani şu uzun havalarda, bozlaklarda, mayalarda
iflah olmaz türkülerde tüten
hani şu insanı kahreden canım
kurşun misali delip geçen
kurşun misali çöken
bu yürek, yetim yürek, yoksul yürek
binbir yerinden yaralı, binbir yerinden yamalı yürek
bir yanı tanrı, bir yanı kul
bir yanı tezek, bir yanı gül
bizim insanlarımız oğul ne zaman gülecek?
bu yürek, yetim yürek, yoksun yürek
varımız, yoğumuz, malımız, mülkümüz, sermayemiz
canevine konan ilk taş
canevinden uçan ilk kuş
bu yürek, yetim yürek, yoksul yürek
bir yanı gül, bir yanı tezek
bizim insanlarımız oğul ne zaman gülecek?
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)

bizim sokak...







i- bcnm beni sorarsan cok beraberiyim..
ii- duslerim ruhumun hala onunde..
iii- parasiz yatili okullarimiz kapatilacakmis. kubaya gideriz sikinti yok bcnm koksallar kapatilmasin bcnm benim babam eca bunlara bisey olmasin...
iv- yalnis kapilar bcnm dikkat edelim gecmis kapilari degil onumuzde kapilarin ardindaki barim dogru olsun diyelim..
v- kim ki duk filmleri izlensin evrensel kultur okunsun...

16 Ocak 2013 Çarşamba

ustumden bir siir gecti kaldiramadim agirligini askin


UNUTU

unuttum seni
senden dönen işaretini aşkın

adını duyduğumda seğiren ellerimle kaldım

kaldım ve unuttum
ormanları, çıplak dağlarını, ezilmiş yeşili, kokunu
yamaçlarında hayvanların saklandığı vadini…

bana vaat-edilen yaşamı usul usul unuttum

unut dedin unuttum adımı
yılları saydım unuttum
artık bir ölüm biçimidir adımız…

hiç görüşmemiş olmak nasıldır unuttum

köprülerde
köprülerden akan incelmiş sularda
akşamda yoksul bir telaş

suskun
deniz fenerini, balıkçı kayıklarını
rıhtımlarının usta kedilerini unuttum
hiç öpmemiş gibiyim çürümüş bir bankta dudakları mor bir
kadını

bana uzanan ellerini, yaşamı telaşı gibi bitmeyen yollar,
otobüsleri
bir koltukta geçirdiğim uzun geceleri unuttum
unuttum neresiydi gece geçtiğim dünya
eteğini rüzgara dolayan kadınımın yüzünü küçücük ellerini

dünyanın beni unuttuğunu unuttum

yağmurlu bir günde bir patikayı yürüdüğümüzü..

omuzlarında taşıdığın karaları, su yollarını
ayaklarının bıraktığı çukurlara dolduğumu
oradan baktığım dünyayı unutmadan unuttum..

DOĞAN ERGÜL

Furuğ Ferruhzad diyelimin..

‘şiir benim tanrımdır , işte ben şiiri bu denli seviyorum.. gecem gündüzüm bunu düşünmekle geçiyor , kimsenin söylemediği yeni bir şiir , güzel bir şiir söyleyeyim diye.. kendimle baş başa  olmadığım ve şiiri düşünmediğim günüm , anlamsız ve hiç sayılır..  belki şiir görünüşte beni mutlu kılamaz , ancak ben mutluluğu kendim için başka türlü yorumluyorum.. mutluluk benim için güzel elbise iyi yaşam ve iyi yemek değil.. ben , ruhum memnun olduğu zaman mutluluk duyuyorum ve şiir benim ruhumu memnun ediyor.. şayet insanların elde etmek için çırpındıkları bu güzellikleri bana verseler ve karşılığında şiir söyleme yeteneğini benden alsalar intihar ederim.. siz benden vazgeçin , siz bırakın ben sizce mutsuz ve aylak olayım , ancak ben hiçbir yaşamımdan yakınmayacağım..’
 Furuğ Ferruhzad

fotograf calismalar -I-


                                                                                       

photographed
by
HUSEYIN
ERTAN
KAYIS

intihar hakkimiz icin -I-

bcnm sayin okuyan dun gece icin intihar hakkini vermiyecegini ve cok sinirli oldugunu soyledi..

"HAYATI IDARE EDELIM BCNM, CAKTIRMA HICBIR SEYI"

15 Ocak 2013 Salı

Şu an bu kitaba acil başlanmalı..

Basil, hayatı boyunca okumuş, yazmış, anlamaya çalışmış mutsuz bir insandır. En yakın arkadaşı da Yunanistan için savaşa gitmiş olduğundan büyük bir boşluk içerisine girmiştir. Bu esnada kendisine Girit'te bir maden ocağı miras kalır ve orayı işletmek üzere yola çıkar. Belkide kendisine kağıtların dışında gerçek bir hayat olduğunu kanıtlamaktır tek çabası.Ve yolda maden ocağında ona yardım edecek olan Aleksi Zorba ile tanışır. Zorba her sorunu çözebilen, her problemde mükemmel ruhsal analizler yapan bir bilgedir. Hayatı boyunca okumamıştır ama hayata karşı olan cesaretiyle Basil'den çok ileridedir. Tanrı'ya da şeytana da inanmaz. Şarap içer,kadınlara bayılır, temiz havayı içine çeker, keyfi yerinde olduğunda santurunu çalar, raks eder, kadınları asla üzmez, yer, içer, gezer, eğlenir, kızdığında isyan eder. Gençliğinde vatanseverdir ve bu uğurda bir çok kişiyi öldürmüştür ama daha sonra vatan kavramının içinin boş olduğunu farketmiştir. Zorba konuştukça Basil yıllardır kitaplarda aradığı ruh gıdasının Zorba'nın kelimelerinde olduğunu çözer. Basil'in hayatı rüzgarsızdır oysa Zorba insan ruhunun her tarafını dolaşmıştır. Aleksi Zorba'nın  geçekten yaşadığı  ve Kazancakis'in hayatında önemli bir yere sahip olduğu söylenmektedir. Kitaptaki Basil karakteri büyük ihtimal Kazancakis'in kendisidir.

Zorba der ki:
"Neden? Neden?İnsan nedensiz bir şey yapamaz mı? Şöyle keyfi için!"

"İyi ama ya tohum? Bir çiçeğin bitmesi için tohum gerekli. Bizim pis içimize, böyle bir tohumu kim koydu?Bu tohum niçin iyilk ve namusla beslenip çiçek açmasın? Ve kanla pislik istesin?"

"Hımmm!Lanet olsun hayata be! Sonu yok namussuzun!"

"Nedir bu be! Bir bardakçık şarap içiyorsun, sonra dünya alabora oluyor. Hayat nedir be patron? Şu üstümüzden sarkanlar üzüm mü melek mi ayırt edemiyorum.Yoksa hiçbir şey mi yok? Konuş patron yoksa sapıtacağım!"

"Hayır hiçbir şeye inanmam ben. Eğer insana inansaydım, Tanrıya'da şeytana'da inanırdım. Bu da büyük bir sorundur. O zaman işler karışıyor ve başım belaya giriyor patron!"

"İnsanları rahat bırak patron. Gözlerini açma! Çünkü açarsan ne görürler? Ellerinin körünü! Onun için bırak kapalı kalsınlar da hayal kuradursunlar."

"Bitmez bir hikaye olan yalnızca kadın değildir. Yemek te öyledir."

"Tanrı var mı yok mu sen ne dersin patron? Gülme ama ben Tanrı'yı kendim gibi düşünüyorum. Yalnız daha uzun boylu, daha kuvvetli,daha kaçık ve ölümsüz."

"Sen beni dinle,vatan varoldukça insan canavar kalacaktır. Evcilleşmez canavar."

"Kendin yarı şeytan olmazsan, şeytandan nasıl kurtulursun be?"

"Ne makine şu insan be! İçine ekmek, balık, şarap, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. İmalathane! Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var!"